Aylık arşivler: Mart 2015

26.03.2015

Keupstraße hakkında daha fazla bilgi ve Stralsund’daki banka saldırılarına dair tanıklıkların başlangıcı

Paskalya tatilinden önceki son gün ilk olarak Keupstraße’den bir başka mağdur sorgulandı. Diğer iki mağdur ise hasta veya mazeretliydi.

Bugün ifade veren tanık Keupstraße’deki bir seyahat acentasının sahibiydi. Patlama esnasında yaya kaldırımında bir kaç metre ötede duruyordu, “sadece” kulağından yaralanmıştı. Seyahat acentasında duran çocukları çok şanslıydı. Çok sayıda çivi yolda duran bir kamyona isabet etmişti. Kamyon olmasa bu çiviler seyahat acentasına isabet edecekti. Olayın ekonomik etkileri (müşterilerin artık Keupstraße’ye gelmemeleri) o kadar ağırdı ki bir kaç yıl sonra acentasını kapatmak zorunda kalmıştı.

Mahkeme bunun ardından Stralsund’daki bir Sparkasse’ye Kasım 2006 ve Ocak 2007 yıllarında yapılan soygunların tanıklarını dinlemeye başladı. Ancak çağrılan tanıklardan bir çoğu hasta olduğundan ilk etapta sadece iki banka çalışanı sorgulanabildi.

İlk tanık artık tüm detayları hatırlamıyordu, bunun dışında iki soygunda da olaya tam olarak müdahil olmamıştı ve sadece saldırganlardan biriyle kısaca karşı karşıya kalmıştı. Saldırgan hafif bir aksanla konuşuyordu, (kendisi de duyulur şekilde Mecklenburg-Vorpommern bölgesinden olan) banka çalışanı o zaman onun Saksonya/Saksonya-Anhalt bölgesinden olduğunu düşünmüşü. Saldırıları ardından normal şekilde çalışmaya devam etmeyi denemişti, ama bugün hala olayın psikolojik etkisi altındaydı.

İkinci tanık da iki soygunda da oradaydı, iki olayda da (tavana) ateş edildiğini duymuştu. İlginç olan soyguncuların ikinci olayda doğrudan ilk seferde onlara kasa dairesini açmış olan meslektaşına gitmiş olmalarıydı. Saldırganlardan biri paranın içinde bir boya bombası varsa onu vuracağını söylemişti. Saldırganı tarifi – yaklaşık 25-30 yaşlarında, 180-190 cm uzunluğunda, çok ince ve uzun, Güneydoğu Almanya aksanlı (Magdeburg/Halle tarafı olarak tanımlamıştı) – Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt ile örtüşüyordu. İfadesi sırasında bugün hala olayın psikolojik etkisi altında olduğu belli oluyordu, nihayetinde bu etkiler nedeniye erken emekliye ayrılmıştı.
İkilinin çeyrek milyon euro ele geçirdikleri bu iki saldırıyla ilgili diğer detaylar önümüzdeki haftalarda gerçekleştirilecek tanık sorguları sonrasında ortaya çıkacak.

25.03.2015

Banka soygunlarıyla ilgili tanıklar dinlenmeye başlandı

Bugün NSU’nun banka soygunlarıyla ilgili ilk tanıkların ifadesi alındı. Öncelikle Arnstadt’da 7.9.2011’de, Böhnhardt ve Mundlos’un intiharıyla sonlanan 4.11.2011 Eisenach saldırısının 8 hafta öncesinde gerçekleşen saldırı hakkında ifade verdiler.

Sparkasse çalışanlarının ifadeleri ve kamera görüntüleri şu resmi ortaya çıkarıyordı: Saat 9’a doğru Böhnhardt ve Mundlos çok sayıda ateşli silah ve bir el bombasıyla şubeye girmişler, çalışanlardan birinin kafasına onu kasa bölümünü açmaya zorlamak için bir telefon ahizesiyle defalarca sert şekilde vurmuşlar, kasadan yaklaşık 15.000 € çalmışlardı. Şube yöneticisinden kasa dairesini açmasını istemişler, yoksa onu vurmakla tehdit etmişler, ama kasa dairesinin anahtarı bir saatli kilitle emniyete alındığından bankadan kaçmışlardı. Tanıklardan biri bisikletlerine binip oradan nasıl uzaklaştıklarını görmüştü. Sonrasında Uwe Böhnhardt’ın Zwickau yakınında „Holger Gerlach“ adına kiraladığı bir karavanla kaçmaya devam etmişlerdi.
Şube yöneticisi saldırıyı oldukça acemi olarak tanımladı, saldırganlar gergingi. Bunun nedeni soruşturulan son saldırı olan 2007 yılı Stralsund saldırısından bu yana 4,5 yıl geçmiş olmasıydı. Kafasına vurulan banka memuru bugün hala olayın psikolojik etkisi altındaydı ve Sparkasse’nin müşteri bölümünde çalışacak durumda değil.

Soruşturma yöneticisi cinayet vakalarındaki soruşturmaların aksine burada diğer banka soygunlarıyla olan bağlantıyı hemen farketmiş, onları soruşturan memurlarla konuşmuş ve vakası 4.11.2011’deki olaylar sonucunda başka şekilde çözülmeden önce bir vaka analizi hazırlamıştı. O gün sabah erkenden Eisenach’daki saldırıdan haberi olmuş, oradaki meslektaşlarını aramış ve saldırganların bisiklet ve karavanla Saksonya yönünde (soygun serisinin merkezi orası olduğundan) kaçma olasılıklarına dikkat çekmişti.

Diğer soruşturmalar „Holger Gerlach“ ve ikinci bir kişinin olayın yaklaşık iki hafta öncesinde Arnstadt yakınındaki bir kamp alanında kalmış olduğunu gösteriyordu. Olay yeri hakkında bilgi toplamak amacıyla orada olmaları akla yatkındı. Bu dönemde Beate Zschäpe’ye ait olduğu düşünülen bir cep telefonundan Frühlingsstraße’deki eve yapılan çok sayıda arama da mevcuttu. Bu Zschäpe’nin de olay yeri hakkında bilgi toplamada rol oynadığını mı gösteriyor yoksa iki Uwe Zwickau’daki Zschäpe ile sık sık konuşmuş muydu açıklığa kavuşmadı.

Günün başlangıcında Eminger’in savunması müdahil davacıların soru hakkı hakkında bir prensip kararı öne sürdü: Müdahil davacılar banka soygunlarında yaralanmadığından avukatları da bu vakalara dair soru soramazdı. Mahkeme, müdahil davacıların banka soygunlarıyla ilgili olarak da soru sormasına izin verdi çünkü bu soygunlar cinayet ve saldırılarla ilgili delilllerin değerlendirilmesi açısından da önem taşıyabilirlerdi.

Heyet başkanı günün sonunda mahkemenin Nisan ayında da haftada sadece iki gün duruşma göreceğini bildirdi. Bunun nedeni yine sanık Zschäpe’nin sağlık durumuydu. Mayıs ayı ve devamındaki aylarda nasıl devam edileceğine henüz karar verilmedi.

19.03.2015

Polenzstraße’deki komşular: Zschäpe kendini mükemmelen kamufle ediyordu

Bugün ilk olarak Zwickau Polenzstraße’deki NSU dairesinden NSU’nun iki eski komşusu ifade verdi. İlk tanık 2006 ve 2008 yılları arasında binada oturmuştu; Zschäpe, Mundlos ve Böhnhardt ondan önce oradan taşınmışlardı. Tanığın sorgusu Zschäpe’nin kendini mükemmel şekilde gizlediğini bir kez daha gösterdi. O zamanlar tek başına çocuk yetiştirmekte olan tanığın belli ki bir kadın arkadaş özlemi vardı ve Zschäpe ile sık sık yakınlaşmaya çalışmıştı. Ama Zschäpe onun yaşamı ve evi hakkında bir şey öğrenmesini doğal olarak istemiyordu ve buna izin veremezdi. Bu yüzden „erkek arkadaşını“ bahane ederek komşusunu geçiştiriyordu. Tanık eski komşusuna yönelik suçlamalara karşılık onu erkek arkadaşının (Uwe Mundlos) suçsuz kurbanı gibi göstermeye çabaladı. Kendisinin Lisa Dienelt olarak tanıdığı Zschäpe’nin söz konusu olan bakışları, jestleri ve imalarını da bu şekilde yorumluyordu: Erkek arkadaşı rahatsız edilmek istemediğinden Lisa ona telefon numarasını vermemişti. Lisa ona erkek arkadaşı ve onun erkek kardeşiyle (Uwe Böhnhardt) istemediği halde üçlü seks yaptığını ima etmişti. Ama tüm bunlar gerçek gözlemlere dayanmıyordu ve Heyet Başkanının soruları üzerine muğlak tahminler içerisinde eriyip gidiyorlardı.

Tanık sadece, Zschäpe’nin adamlardan birinin (Uwe Mundlos) erkek arkadaşı olduğunu, ama genelde erkek kardeşi (Uwe Böhnhardt) ile birlikte sık sık bir yerlere gittiğini kendisine anlatmış olduğu bilgisini verebildi. Çoğunlukla kombi aracı ile, bazen de bir karavanla yola çıkıyordu. Üçü birlikte tatile gidiyorlardı, Zschäpe ayda bir bir yere gidiyordu. Onun dışında adamları nadiren görüyordu. Bu çok şaşırtıcı değildi çünkü tanık çocuğuyla birlikte çatının altında, Üçlü ise zemin katta oturuyordu.

İkinci tanık da 2006-2009 yılları arasında binada yaşamıştı ve Zschäpe ile sıkı olmayan bir bağlantısı vardı. O da sadece Mundlos ve Böhnhardt’ın nadiren orada olduğunu ve binanın önünde düzenli olarak özellikle iki adamın kullandığı bir karavanın durduğunu doğruladı.
Ardından “88liler” ve “Blood & Honour” Chemnitz ağından 1997 yılında NSU destekçisi Mandy Struck ile bir ilişkisi olan başka bir tanık ifade verdi. Tanık on sene önce ağır bir iş kazası geçirmişti. Beyin kanaması geçirmişti ve bugün o zamanki detayları hatırlamakta görünür şekilde zorluk çekiyordu. Buna rağmen kendisinden önce tanık sandalyesinde oturan çoğu (eski) Naziden açık farkla daha somut bilgiler verdi. Tanık en önemlisi Chemnitz ve Jena’daki Naziler arasında düzenli temaslar olduğunu doğruladı. Kendisi Mundlos ve Böhnhardt’ı daha sonra “B&H”ya katılan Thomas Starke üzerinden tanımıştı. Ortak arkadaşları Friedel, Heilbronn’da oturuyordu ve oradaki Nazi camiasıyla bağlantıları vardı. Dosyalardan bilinen ve polis memurları Kiesewetter ve Arnold’a yapılan cinayet saldırısı için önem taşıyabilecek olan bu ipucunun peşine şu ana kadar ne Federal Savcılık ne de mahkeme düştü.

18.03.2015

Sanık Carsten Schultze hakkında

Bugünkü duruşma psikiyatr Prof. Leygraf’ın bilirkişi raporu ile başladı. Leygraf, suçun işlendiği zamanda 19 veya 20 yaşında olan Carsten Schultze için gençlik ceza hukukunun hala geçerli olup olmadığıyla ilgili görüş bildirdi. Bilirkişi, yazılı raporunda bu konuda halihazırda görüş bildirmişti ve bugün esas itibariyle bunu doğruladı: Schultze’nin eşcinselliğini açıklaması ve Nazi camiasından geri çekilmesi suçlandığı olayın ardından kendini önemli ölçüde geliştirdiğini gösteriyordu; bu da suç işlediği sırada daha çok bir gençle eş tutulacak durumda olduğu anlamına geliyordu. Heyet başkanı sorularına devam ederek özellikle Schultze’nin camiadan uzaklaşması ve kendisine yöneltilen suçlamalar arasında çok az zaman olmasına dikkat çekti.
Gençlik ceza hukukunun uygulanması ceza hukuku açısından pek şaşırtıcı olmazdı. Ama bugün 30’lu yaşlarının ortasında olan biri için somut olarak uygulanması kolay değil: Mahkeme, gençlik ceza hukukunun eğitime yönelik düşüncelerinin yanısıra işlenen suçun ağırlığını ve politik karakterini de göz önünde bulundurmak zorunda.

Bilirkişi Schultze’nin konuşmalar sırasındaki tavrını da tarif etti. Anlattıkları ana duruşma esnasındaki tavrına çok büyük oranda uyuyordu. Schultze özellikle Leygraf’a karşı da o zamanki ideolojik yönelimi hakkında somut bir şey söylememiş, onun yerine Nazi camiasındaki faaliyetini daha çok „kolektif ve gençlere uygun bir boş zaman değerlendirme“ olarak anlatmıştı.
Ardından Chemnitzli „Blood & Honour“ camiasının başka bir üyesi olan Giso Tschirner geldi. Bu tanık da kendisini aptal ve bir şey bilmeyen biriymiş gibi gösterdi. „B&H“de olduğu doğruydu, ama sadece konserlerde „güvenlik“ olarak çalışmıştı. „B&H“ şefi Starke, Tschirner’in Jörg Winter’in üçlü için tedarik ettiği TNT’yi ona getirmişti. Tschirner bugün kendisinden önce Winter’in yapmış olduğu gibi bunu inkar etti, üstelik neredeyse aynı kelimelerle. Tschirner bunun dışında da önemli olan hiçbir şeyden haberi olmadığnı iddia etti. Bu nedenle bu tanığın ifadesiyle daha yakından ilgilenmeye bu noktada gerek yok.

Onun ardından Beate Zschäpe’nin okul zamanlarından bir başka eski tanıdığı geldi. Onun ifadesi de yeni bir bilgi sağlamadı, içeriksel olarak da oldukça bulanıktı. Bu ifadenin dikkate alınması pek mümkün değil.

Bunun dışında Federal Yargıtay Wohlleben’in savunmasının verdiği tutuklamaya itiraz etme dilekçesini çok net bir kararla reddetti: Bir yandan şu ana kadar toplanan deliller sonucunda dokuz cinayet vakasında suça iştirak edildiğine dair şüphe halen mevcuttu. Ayrıca kaçması tehlikesi de halen mevcuttu. Bunun dışında dava önerildiği gibi hızlandırılmış şekilde sürdürülüyordu. Beklenen ceza, çok uzun süren bir tutukluluk halini bile (şu ana kadar 3 yıl 2 ay) önemli ölçüde aşıyordu.

12.03.2015

Yeniden Keupstraße ve Uwe Mundlos’un ideolojik gelişimi hakkında

Bugün Köln’deki Keupstraße’de 09.06.2004 tarihinde gerçekleştirilen çivili bomba saldırısının bir diğer mağduru ifade verdi. Bu kişi üzerinde bomba olan bisikletin önüne konmuş olduğu kuaför salonunda çalışıyordu ve patlama sonucunda başı, kolu ve bacağında çeşitli yaralanmaların dışında duyma hasarına da uğramıştı. Kendisi ve bomba arasında duran biri bulunduğundan ağır yaralanmamıştı. Bugün hala patlamanın psikolojik etkisi altındaydı. Örneğin bir kapı gürültülü şekilde kapandığında patlamayı hatırlıyordu. O da saldırının etkilerini atlatmak için Alman yetkililerden destek almadığını açıkça belirtti.

Ardından Uwe Mundlos ile okula gitmiş ve onunla iyi arkadaş olan ve Mundlos’un alenen Nazi olmasına kadarki dönüşümünü yaşamış olan bir tanık geldi: Eskiden Udo Lindenberg dinlerken artık „Böhse Onkelz“ ve diğer sağcı rock gruplarını ve „Kanakensong“ gibi parçaları dinliyordu. (Şarkı sözlerinden alıntı: Onları hapse tıkın ya da toplama kampına, bana kalsa çöle yollayın, ama nihayet uzağa gönderin. Çocuklarını öldürün, karılarının ırzına geçin, ırklarını yok edin ve böylece korkuyu öğretin.) Camiada tipik olduğu üzere bombacı ceketi ve askeri botlar giyiyordu. Daha sonraları tanığa SS üniformalarını hatırlatan kıyafetler giymeye başlamıştı. 7.-8. sınıfın sonrasında 3. Reich ile ilgili açıkça olumlu şekilde konuşmaya başlamıştı. Odasında kliğine savaş bayraklarının önünde Hitler ve Goebbels’in konuşmalarının kayıtlarını dinletiyordu.

Tanık Mundlos’u henüz bir genç olarak ajite edici, fikirlerinde „neredeyse sabit“, soğuk ve merhametsiz, hiç acıması olmayan biri olarak tarif etti. 10. sınıf zamanlarından, Mundlos’un programladığı ve oyuncuların Yahudileri „vurmaları“ gereken bir bilgisayar oyununu hatırlıyordu.
Tanık Beate Zschäpe’yi arkadaşlıklarının son döneminde ortak gençlik grubu aracılığıyla görmüş, ama onu politik olarak değil de daha çok „ilkel“ biri olarak algılamıştı. Sık sık hırsızlık yapıyor, Vietnamlı sigara satıcılarının sigaralarını çalıyordu. Kliğin üyeleri „solcu avı“ da yapmışlardı.
Uwe Mundlos henüz gençken „geniş çerçeveli operasyon“, yeraltı gibi konularla ilgilenmişti. Televizyonda en sevdiği programlardan biri NSU’nun daha sonra suçlamaları üstlendiği tiksinç videoda da kullanılmış olan „Pembe Panter“ idi.

Tanığın hatırladıklarına samimi bir çaba ile o zamanki durumu yaşamaya çalışarak ulaştığı belli oluyordu. Çoğunlukla hatırladığı ayrıntılarla başlayıp sonra onları belli olaylarla bağlantılandırıyordu. Kısmen anlamsız gibi görünen, ama bir durumu karakterize eden ve kendine özgü bir hale getiren böylesi anılar bir ifadeyi özellikle inanılır bir hale getiriyor. Tanığın ifadesi bu açıdan kendilerini ve sanıkları koruma çabası içerisinde hafızılarını canlandırmak için kendilerini hiç zorlamayan Nazi tanıkların tam zıttıydı.

Zschäpe’nin savunması özellikle tanığın Beate Zschäpe’nin sıklıkla hırsızlık yaptığı ve kendisine çok kaba geldiği bilgilerine karşı çıkmayı denedi. Bu konunun mahkeme kararında etkili olacağı şüpheli. Ama ifade her şeyden evvel Uwe Mundlos ve arkadaşlarının yıllar içerisinde tutarlı olarak dönüşüme uğradıklarını ve sabit bir hale geldiklerini ortaya koydu. Gençlik yıllarında konuşmalar, müzik ve video oyunlarında ifade bulan imha odaları daha sonra kendilerinin imal ettiği „Pogromly oyunu“ ve nihayetinde NSU cinayetleri ve tiksindirici itiraf videosunda da görünüyordu. Aile, okul ve yetkililerin aleni olduğu halde bu gelişime müdahale etmemiş olmaları daha fazla soruyu ortaya çıkarıyor.

11.03.2015

Belgeleri yok etme, inkar ve unutma – Muhbirler bilgi vermiyorlar. Ayrıca: Erzgebirge Beyaz Kardeşliği’nin olağanlığı hakkında

Bugünün ilk tanığı “Blood & Honour”ın Thüringen şubesinin kurucusu ve şefi, daha sonra da “Orta Almanya” “B&H” şefi olan ve Meclis Araştırma Komisyonu’nun soruşturmalarına göre 1997 yılından 2001 yılına kadar “Hagel” kod adıyla Thüringen Anayasayı Koruma Dairesi (TAKD) için muhbirlik yapmış olan Marcel Degner’di. Bugüne kadar ifade vermiş tüm muhbirler gibi o da işe yarar bir bilgi vermedi. Tüm diğer Nazi tanıklar ve birçok muhbir gibi Degner de tabii ki hemen hiçbir şey hatırlamıyordu, özellikle de sanıkları zan altında bırakabilecek olaylar söz konusu olduğunda. Hatta muhbirlik yaptığını bile inkar etti. Ancak TAKD çalışanı Wiessner 11.11.2014 tarihli sorgusunda muhbir “Hagel”in kimliği konusunda ifade izni olmadığını söylemiş, ama daha sonraki bir ifadesinde bu kişinin Degner olduğunu belirtmişti.

Bunun dışında Degner’in bir olayı tarifi “Hagel”in bir toplantı raporunda birebir yer alıyordu: Chemnitzli Thomas Starke’ye ortadan kaybolan üç kişinin (Zschäpe, Böhnhardt ve Mundlos) paraya ihtiyaçları olup olmadığını sormuştu. Starke olmadığını, „geçici işlerde çalıştıklarını“ söylemişti. Karşılaşma „Hagel“den gelen iki toplantı raporunda da aynı şekilde bulunuyordu. Geri kalan toplantı raporları onun zamanında yok edilmişti, bu da Degner’in verdiği bilgilerin doğruluğunu kontrol etmeyi doğal olarak zorlaştırıyordu. Müdahil davacılar bu yüzden Degner’in sorgusuna ara verilip öncelikle TAKD’nin iki çalışanı Wiessner ve Zweigert’in Degner’in faaliyetiyle ilgili olarak sorgulanması için dilekçe verdiler. Heyet başkanı bunun üzerne sinirlendi, ama yine de talebi yerine getirdi ve Degner’in bir kez daha ifade vermesi gerekecek.

Daha önce verdiği bilgiler arasında sanık Wohlleben ile 1990’lı yılların başında Gera’da tanışması ve daha sonraları az çok düzenli şekilde görüşmeleri de vardı. „B&H“ arkadaşlarının yanında André Kapke und Tino Brandt da çok sık görüşükleri arasındaydı. Muhbir olduğu ortaya çıktıktan sonra iki kez fiziksel saldırıya uğramıştı, Nazi camisından da geri çekilmek zorunda kalmıştı. Daha önce B&H yasağına karşı dava açmayı denemiş, ama başarısızlığa uğramıştı, çünkü özellikle Kuzey Almanya şubesi, örgütün tamamını temsil etmeyi ona yasaklamıştı. Anayasayı Koruma Dairesi dava talimatını verip bunu finanse etti mi soruları Wiessner ve Zweigert’in gerçekleştirilecek olan sorgularının en ilginç sorularından biri.

Bir sonraki tanık, sanık Eminger ve kardeşinin başında olduğu ve NSU destekçisi Dienelt’in de üyesi olduğu „Erzgebirge Beyaz Kardeşliği“nin (EBK) eski bir üyesiydi André Kapke und Tino Brandt ama somut bir şey hatırlamak için hiçbir çaba göstermedi. EBK futbol turnuvaları, izci oyunları ve konserler düzenliyor ve „uyuşturucu karşıtı“ faaliyetlerde bulunmaya ve „gençliğe“ bir şey sunmaya çalışıyordu.

EBK’nin ideolojik yönelimi çıkarttıkları „Aryan Law and Order“ (Aryan yasa ve düzen) fanzininde daha da belli oluyordu. Müdahil davacılar derginin iki sayısını dava kapsamına almışlardı. Bu dergiler bir ırkçı ve Yahudi düşmanı propaganda koleksiyonuydu ve silahlı küçük grupların oluşması ve silahlı eylemlerin gerçekleştirilmesinin propagandasını yapıyorlardı. Tanık dergi ile ilgili olarak ideolojik makalelerin çoğunun André ve Maik Eminger tarafından yazıldığını söyledi.

Tanık yine de sanık Eminger’in ideolojisi hakkında yeni bir bilgi verdi ve Eminger’in „yabancılar“ ve Yahudilerle ilgili ideolojisini şu şekilde açıkladı: „Erzgebirge’deki herkes gibi: her şey kötü, herkes kötü, gitmeleri gerek.“

05.03.2015

Yalan ve Masum Gösterme Çabalarında Zirve – Hendrik Lasch ve “Muhafazakar Sağcı” Arkadaşı Mundlos

Bugün ilk olarak Keupstraße’de çivili bomba nedeniyle ağır yaralanan genç adamlardan biri hakkında bilirkişi raporu yazmış olan bir psikiyatr sorgulandı (ifadesiyle ilgili olarak bkz. 20.01.2015 tarihli blog). Anlattıkları cinayet teşebbüsünün (yaralanmaların yanındaki) psikolojik etkilerinin ne kadar ağır olduğunu bir kez daha çok üzücü bir şekilde gösterdi. Raporun yazıldığı 2012 senesinde bu yaralıda konsantrasyon bozuklukları, aşırı duyarlılık, düzenli olarak görülen kabuslar, geçmişe dönüşlerle birlikte travma sonrası stres bozukluğunun tüm semptomları görülüyordu. 2012 yılında bile üzerinde çanta duran bisiklet gibi gündelik manzaralar, bu şahısta büyük korkular ve kaçınma davranışlarına yol açıyordu.

Ardından yine Chemnitz’deki Nazi camiasından, 1990’ların ortasından bu yana Uwe Mundlos’la arkadaş olan Hendrik Lasch sorgulandı. O da davaya hiçbir önemli katkı sağlamamak için görünür şekilde çabaladı ve bu oyunu gülünçlük sınırının da ötesine taşıdı. Heyet Başkanı Hakim Götzl çok sayıda sinirli soru sormak durumunda kaldı, ama Lasch’ın “hatırlamıyorum” bahanesiyle açık şekilde ifade vermeyi reddettiğini gösteren çok sayıdaki cevabına rağmen onu ceza vermekle tehdit bile etmedi.

Lasch Uwe Mundlos hakkında “olumsuz bir şey söyleyemeyeceğini”, onun ironik ve esprili bir kişi olduğunu ve “politik yönelimli” olduğunu söyledi. Soru üzerine “muhafazakar sağcı” olduğunu da belirtti. Ancak heyet başkanının tekrar tekrar sorması üzerine istemeye istemeye “sağlam bir sağcı” görüşten bahsedilebileceğini söyledi.

Tanığın ifadesi bunun dışında da kaçamak ve verimsizdi: Patlayıcı madde, silahlar vb. konulardan hiç haberi olmamıştı, “Blood & Honour”u sadece tanıdıkları vasıtasıyla biliyordu. Lasch sorgunun bir yerinde bir ifadeden kaçmayı denerken yanlışlıkla ilginç bilgiler verdi: “Üçlü” ile Chemnitz’deki temasın tam olarak nasıl gerçekleştiğini hatırlamıyordu. Ortadan kaybolmalarının ardından da özel ya da “gizli” bir şey olmamıştı. Böylece bugüne kadarki delilleri ve müdahil davacıların bunlar hakkındaki değerlendirmesini doğrulamış oldu. Zschäpe, Mundlos ve Böhnhardt “ortalıktan kaybolmalarının” ardından Chemnitz Nazi çevrelerinde gayet açık şekilde hareket etmeye devam etmişlerdi.

Tanık, Ralf Wohlleben’i tanımadığını da söyledi. Böylece Wohlleben’in savunmasının kendisinden duymak istediklerinin bir kısmını yüzeysel olarak doğruladı. Ancak tanık Lasch’ın bariz şekilde ve bütünüyle sorguya „köstek olması“ göz önünde tutulursa onun ifadesi sonucunda da Wohlleben’in aklanması mümkün olmayacak.

Müdahil davacılar tanığın bir yalanını daha ortaya çıkardıklar. Lasch önce Zschäpe, Mundlos ve Böhnhardt’ı Chemnitz’de kimlerin desteklediğini bilmediğini söyledi. Başka tanık ifadelerinden hatırlatma yapılması üzerine Mundlos’u bir kez “Blood and Honour” aktivisti Thomas Rothe’nin evinde görmüş olduğunu itiraf etmek durumunda kaldı.

Heyet başkanı duruşmanın sonunda psikiyatr Prof. Nedopil’in sanık Zschäpe’yi muayene ettiğini ve akut bir rahatsızlığa rastlamadığını, ama Zschäpe’nin tedbir amacıyla rahatlatılması gerektiğini söyledi. Bu nedenle ana duruşma gelecek üç hafta boyunca sadece çarşamba ve perşembe günleri görülecek. Normalde salı günleri görülmesi gereken duruşmalar (10., 17. ve 24.3 tarihlerinde) iptal edilecek. 26.3.’ten sonra iki hafta Paskalya tatili yapılması planlanıyor. Sonrasında duruşmanın yine haftada üç gün yapılıp yapılmayacağı henüz bilinmiyor.

Bugün mahkeme binasının önünde “Burak B. Cinayetini Aydınlatma İnisiyatifi” gösteri yaptı. Burak Bektaş 05.04.2012 tarihinde cadde ortasında kimliği belirlenemeyen bir kişi tarafından tabanca ile öldürüldü, iki arkadaşıysa ağır yaralandılar. İnisiyatif özellikle de NSU cinayetlerinden Burak Bektaş olayında ırkçı bir motife işaret eden çok şey olduğu sonucunu (akla yatkın şekilde) çıkarıyor ve olayların aydınlatılmasını talep ediyor. Konu hakkında daha fazla bilgi için: www.burak.blogsport.de.

04.03.2015

Jena Nazi camiasının yapısı ve ideolojisi hakkında

Beate Zschäpe’nin yeniden katılabileceğini bildirmesinin ardından duruşmaya bugün devam edildi. Ancak heyet başkanının sorusu üzerine Zschäpe’nin savunmasının, müvekkillerinin geçtiğimiz salı günü gerçekleşen bir tanık sorgusunu sağlık durumu nedeniyle tam olarak takip edemediğini bildirmesi sinir bozucu ve utanç vericiydi. Utanç verici, çünkü Zschäpe’nin üç avukatı anlaşılan o ki kendi başlarına müvekkillerinin durumuyla ilgilenecek durumunda değiller. Sinir bozucu, çünkü bu bu durumda sorgunun tekrarlanması gerekecek. Normalde davanın hızlandırılması konusund a o kadar ısrarcı olan savunmanın basit bir ikazı iki kez zahmet edilmesini engelleyebilirdi.

Heyet başkanı normal olarak sinirlendi, ancak belli ki Zschäpe’nin bir gün daha hasta olmasından korktuğundan Anayasayı Koruma’dan Meyer-Plath’ı davet etmişti bile. Bu tanığın başka bir duruşma günü yeniden çağrılması gerekecek. Bugünün tek tanığı bu nedenle André Kapke’nin kendisi de bir süre Jena’nın Neonazi camiasında aktif olan küçük kardeşiydi.
Tanık, 2000’li yılların başında Nazi çevrelerinden geri çekilmiş olduğunu anlattı. Mahkemede o zamandan bildiklerini anlatmaya çaba gösterdiği izlenimini uyandırdı. Bunun dışında (eski) Nazi çevrelerinden bri çok tanığın tersi şekilde davrandı. Özellikle Nazi camiasının ideolojik eğilimleri hakkında uzun açıklamalarda bulundu, özellikle de zamanında kendisinin de temsil ettiği ırkçılık ve Yahudi düşmanlığı konularında. Ancak konu şiddet eğilimi olduğunda olanları masumlaştırma eğilimine sahip olduğu belli oluyordu.

Camiadan uzaklaşmasına ön ayak olanlar arasında tanığını bugün anlattığı üzere Jena’daki Jenensia Burschenschaft (Öğrenci Birliği) da vardı. Bu birlikten 1999 yılında on bir öğrenci aşırı sağcı etkinlikler düzenlemeleri ve Thüringen Vatan Koruma ile bağlantıları nedeniyle çıkarılmış ve bir süre „Kahverengi Ev“de etkinlikler bile düzenlemiş olan Normannia Öğrenci Birliği’ni kurmuşlardı.

Tanık hem Jena Yoldaşlığı’nın çekirdek üyelerinin çevrelerinde hareket ediyordu hem de şarkıcı/şarkı yazarı „Eichenlaub“ ikilisinin üyesi olarak Jena’nın dışında da tanınıyordu. „Eichenlaub“ ortadan kaybolan Zschäpe, Böhnhardt ve Mundlos için bir şarkı da yazmıştı. Bu da Üçlü’nün camiadaki özel yerinin bir başka işaretiydi.

Tanık Nazi dergilerindeki Holger Gerlach ve Ralf Wohlleben tarafından düzenlenen çok sayıda röportajdan da bahsetti. Gerlach ile ilgili başka ilginç bilgiler de vardı: “Eichenlaub” 1999 yılında Hildesheim’daki bir “Blood & Honour” konserinde sahne almıştı. Bu konseri Kapke’nin bugün anlattığı üzere o zaman Hannover’e taşınmış olan Gerlach organize etmişti. Gerlach anlaşılan o ki “Blood & Honour”ın organizatörleriyle yakın bir ilişki içerisindeydi. Ralf Wohlleben’in Jena camiası için yapısal olarak çok önemli ve lider bir role sahip olduğunu düşünüyordu. Ama ideolojik olarak nasıl olduğunu tahmin etmesi güçtü, çünkü diğerleriyle karşılaştırıldığında dikkat çekmeyen, “neredeyse orta-sınıf bir yaşam” sürüyordu. Carsten Schultze de zamanla camiada belli bir konuma gelmiş ve böylelikle sözünü biraz geçirir hale gelmişti.
Sanık Carsten Schultze tanığa ikisinin -Münih’teki „Verbrechen der Wehrmacht“ (Ordu Suçları) sergisine yönelik protesto yürüyüşüne giden otobüste- ilk karşılaşmalarıyla ilgili soru sorduğunda biraz tuhaf bir sahne oluştu. Schultze belli ki o zamanlar (camiadaki faaliyetlerinin en başında) henüz önemli bir rol oynamadığını göstermek istiyordu. Ancak tanık, Schultze’nin ona onaylatmak istediği ayrıntıları hiç hatırlamadı.

Yine Jena’daki Nazi camiasının yapısı ve ideolojisi ile ilgili olarak başka bir tanığın sorgulanması için müdahil davacılar bugün dilekçe verdi. Bu tanık „Jena Yoldaşlığı“ nın kurucu üyesiydi, ama henüz iki ay sonra aralarından ayrılmıştı. Polise en önemlisi o zamanlarki „yoldaşlarının“ ideolojisi hakkında bilgiler vermişti. İfadesinin yoldaşlığın çekirdek üyelerinin daha o zamanlar şiddet eğilimli ve ırkçı bir tavra sahip olduklarını bir kez daha gösterecekti.

03.03.2015

Bugünkü duruşma günü sanık Beate Zschäpe’nin hasta olması nedeniyle iptal edildi.