Aylık arşivler: Temmuz 2014

31.07.2014

Bir kez daha Chemnitzli „Blood and Honour“ hakkında

Duruşma bugün öncelikle diğer heyetin hakimin reddi dilekçesiyle ilgili kararının beklenilmesi gerektiğinden geç başladı. Bu senato dilekçeyi (pek şaşırtıcı olmayan şekilde) gerekçesiz olarak geri çevirdi. Bununla birlikte Zschäpe’nin savunmasının verdiği dördüncü hakimin reddi dilekçesi de reddedilmiş oldu.

Ardından ilk olarak Chemnitzli „Blood & Honour“ aktivisti Thomas Starke’yi sorgulamış olan son memur sorgulandı. Özellikle Frühlingstraße’de bulunan ve Starke veya oğullarından birinin evde olması ihtimalini ortaya çıkaran uygun bir DNA ile ilgili konuşuldu. Ama daha sonra bunun yanlış olduğu ortaya çıktı. Bu sorgu davanın sonucu için tamamen önemsiz olsa da Zschäpe ve Wohlleben’in avukatları yarım saatin üzerinde bir süre polis memurlarının yöntemleriyle ilgili anlamsız sorular sordular.

Starke’nin polise verdiği ifadelerin davaya artık tamamen dahil olmalarının ardından müdahil davacılar Starke’nin verdiği bilgilerle ilgili bir açıklamada bulundular.

Haftanın son tanığı NSU’nun Zwickau Frühlingstraße’deki komşusunu sorgulamış olan bir Federal Kriminal Dairesi görevlisiydi. Yaşlı kadın komşunun sağlık durumu yangının ardından çok kötüleştiğinden ve artık ifade verecek durumda olmadığından onunla konuşmuş olan memurlar sorgulanıyor. Delillerin son durumuna göre, her şey komşunun Zschäpe’nin yol açtığı yangın ve patlama sonucunda büyük tehlike altında kalmış olduğunu gösteriyor. Bugünkü tanığın ifadesi de bu resme uyuyor.

30.07.2014

Tanıklar: Beate Zschäpe’nin 1996 yılından bu yana yaptığı şiddet eylemleri

Bugün Jena’dan iki tanık Beate Zschäpe’nin 1996 yılında gerçekleştirdiği bir saldırıyı anlattı. Zschäpe anlatılanlara göre iki kadından birini yere fırlatmışı ve kadının bu yüzden ayak bileği kırılmıştı. Zschäpe daha sonra kadının sırtına oturmuştu ve onu kendi kendisini „Potte“ diye aşağılamaya zorlamıştı. Bu kelimenin ne anlama geldiği açıklığa kavuşmadı. Zschäpe tanığı kendisini daha önce aşağılamış olmakla itham etmişti. Anlaşılan daha önce tanığa benzeyen başka bir kız arkadaşla bir karşılaşma gerçekleşmişti. Zschäpe’nin yanında dazlak başka bir kız arkadaşı vardı. Bu kişi muhtemelen André Kapke’nin bir zamanlarki en yakın kız arkadaşı Jana J. idi. (bkz. 13.03.204 ve 16.04.2014 tarihli bloglar) İki kadından biri Zschäpe’nin o zamanlar kendisine ekstrem derecede şiddet eğilimli ve hareketleri tahmin edilemez biri olarak tarif edildiğini söyledi.

İki tanık da olaydan 18 yıl sonra tüm detayları anında hatırlamasalar da olayın temel akışına dair verdikleri bilgiler inandırıcıydı. Özellikle mağdur, kapsamlı şekilde bilgi vermek ve neyi somut şekilde hatırlayıp neye sonradan kanaat getirdiğini ayırt etmek için görünür şekilde çaba gösterdi. Buna karşın Zschäpe’nin savunmasının müvekillerinin kimliğinin teşhis edilmesini sorgulamaları ikna edici değildi.

Wohlleben’in avukatı Klemke o esnada yine Nazi camiasını savunarak tanıklara o zamanlar Nazilerin şiddet eylemleri solcularınki gibi gündelik miydi diye imalı sorular sordu. Ama tanıklar olayları tamamen başka şekilde hatırlıyorlardı. Özellikle kendileri ve arkadaşları Jena’da o zamanlar çok güçlü şekilde var olan Nazilerden korkuyorlardı.

Oturumun sonunda Yozgat’ın müdahil davacıları İç İşleri Bakanlığı’nın iki yüksek mertebeli çalışanının bakanlık adına Hessen Anayasayı Koruma Dairesi’nden Temme’nin sorgusunu gözlemlediklerine dair bir delil talebinde bulundular. Bu kabul edilirse başka devlet mercisi çalışanlarının, özellikle de Hessen Anayasayı Koruma Dairesi’ni çalışanlarının tanık ifadelerinin etki altında bırakılma tehlikesi apaçık bir hal alacak.

 

29.07.2014

Sanık Zschäpe’nin hakimin reddi başvurusu – Kuru gürültü*

Bugünkü duruşma büyük ölçüde verimsiz geçti:

Üçlünün Chemnitz’deki „Blood and Honour“ çevrelerinden ilk destekçilerinden biri olan tanık Thomas Rother’nin sorgusuna yeniden ara verilmesi gerekti ve sorguya başka bir gün devam edilecek. Rothe olayların üzerinden 14 yıl geçtiğini ve o zamanlar da pek bir şeyden haberi olmadığını vurgulamaktan yorulmadı. Ama Blood and Honour’ın „iki üç konserinin“ organizasyonuna katılmış olduğunu da itiraf etti. Heyet başkanı hakim, Rothe’nin polis tarafından gerçekleştirilen eski bir sorgusundan bir bölümü şu sözlerle yorumladı: „Burada düpedüz yalan söylemişsiniz!“ Sorgunun nasıl devam edeceği merak uyandırıcı.
Bunun ardından 2011 yılında, Zwickau’daki NSU evlerini kiralayan muhtemel NSU destekçisi Matthias Dienelt’i sorgulamış olan Eyalet Yüksek Mahkemesi’nin bir soruşturma hakimi sorgulandı. Bu sorgu Zschäpe’nin savunmasına müvekkillerini „ellerindeki her şeyle savunacaklarını“ (Süddeutsche Zeitung’un değerlendirmesi) gösterme fırsatını verdi. Buna en ufak bir başarı elde etme şansları olmadığını bilmeleri gereken hakimin reddi çabaları da dahildi. Heyet başkanı tanığa o zamanki tutanaktan uzun bölümleri hatırlatıp bunları onaylamasını istedi. Ancak içlerinden iki tanesi savunmanın görüşüne göre Beate Zschäpe’yi aklayan diğer kısımları okumadı. Heyet başkanı, Zschäpe’nin savunmasına göre bu şekilde önyargılı olduğunu gösterdi ve mahkemenin diğer üyeleri de bu konuyla ilgili soru sormadıklarından aynısı onlar için de geçerliydi. Heyet başkanının bir çok tanığa sorgu tutanaklarından büyük bölümler okuyup „kafa sallayarak onaylatması“ eğilimini nasıl bulurlarsa bulsunlar tutanakların tamamını okumadığı gerekçesiyle yapılan bir red ölçüyü aşıyor. Savunma sorguları sırasında olası boşlukları her zaman kapatabilir. Bu dilekçe Zschäpe’nin avukatları arasındaki „iklimin korunması“ haricinde hiç bir işe yaramıyor.

Red dilekçesiyle ilgili olarak mahkemeden bir başka heyet karar verecek. Ana duruşmaya ve soruşturma hakiminin sorgusuna şimdilik devam edildi. Savunmanın Dienelt’in ifadesinin Zschäpe’yi akladığı öne sürülen niteliklerini ortaya çıkaracağını bekleyenler hayalkırıklığına uğradı. Bunun yerine „radikal sağcı“ ve „aşırı sağcı“ düşünce arasındaki fark hakkında anlaşılmaz açıklamalar ve tutuklama hakiminin o zamanki kararlarına dair spekülasyonlar içerisinde kayboldular.

André Eminger’in ikizi olan ve kardeşi gibi on yıllardan bu yana Nazi çevrelerinde sabit bir yeri olan tanık Maik Eminger de çok kısa bir süre için mahkeme önüne çıktı: Sanığın kardeşi olarak ifade vermeyi reddetme hakkını kullandı. Ama Maik Eminger mahkeme binasının önünde üzerinde „kardeşler susuyor“ yazısı olan t-shirtüyle politik bir görüşünü ifade etti. Bu hem susma hakkını ima ediyordu hem de silahlı SS’lerin „sadıklık şarkısından“ bir alıntı ve Amerikalı ölümcül Nazi terör örgütü „The Order“ın kullandığı isim. Savunma, müdahil davacıların Eminger’in bu ideolojisine yaptığı göndermeyle ilgili bildirdikleri görüşleri anında itirazda bulunarak bastırmaya çalıştı. Ama müdahil davacılar salonda bulunanların dikkatini duruma çekmeyi başardılar.

29.-31.07.2014

Önümüzdeki salı günü ilk olarak Chemnitzli “Blood and Honour” aktivisti ve Üçlü’nün destekçisi Thomas Rothe ifade vermeye devam edecek (bkz. 01.04.2014 tarihli blog). Ardından da Federal Yargıtay hakimlerinden biri, Zwickau’daki evleri kiralamış olan Matthias Dienelt’in eski bir ifadesiyle ilgili sorgulanacak. Onun ardından da André Eminger’in ikizi olan ve onunla birlikte “Erzgebirge Beyaz Kardeşliği”ni kurmuş olan Maik Eminger ile ikisinin büyük abisi sorgulanacak. Çarşamba günü, içlerinden biri Zschäpe tarafından 1996 yılında saldırıya uğramış olan Jena’dan iki genç kadın bu saldırıyla ilgili olarak ifade verecek. Son olarak biri “Blood and Honour” aktivisti Thomas Starke’yi diğeriyse “Üçlü”nün Zwickau’da Beate Zschäpe’nin çıkardığı yangın sonucunda tehlike altında kalmış olan kadın komşusunu sorgulamış iki polis sorgulanacak.

23.07.2014

İnkar ve Masum Gösterme Çabaları VIII – Kefil Andreas Rachhausen

Ana duruşma, heyet başkanının günün tanığının telefon açıp gelemeyeceğini bildirdiğini duyurmasıyla başkadı. Tanığın yoldayken başı dönmüştü ve evvela bir lokantaya oturması gerekmişti. Ancak Götzl’ün bir şaka gibi anlattığı ve medya tarafından da bu şekilde algılanan durumun ciddi bir arka plana sahip olması mümkün: Tanık, Uwe Böhnhardt ile birlikte yasadışı bir gençlik grubunda faaldi. Polise verdiği bir ifade sonrasında grup onu bir araba kazasının ardından yarı ölü şekilde bırakmıştı. Hastanede yatarken tehdit edilmişti. İfadesi açıkça önemli sonuçlara ve korkulara yol açmıştı.

Bunun ardından Thüringen Vatan Koruma’da Tino Brandt’ın yanısıra kritik bir rol üstlenmiş olan Andreas Rachhausen sorgulandı. O da Brandt gibi Anayasayı Koruma Dairesi’ne para karşılığında bilgi veriyordu, ama „kefil“ olarak daha gevşek bir bağlantıya sahipti. Ancak bu faaliyetiyle ilgili olarak dosyalarda sadece iki buluşma raporu vardı. Başka raporlar var mı ya da yok mu edildiler, henüz bilinmiyor.

Rachhausen, vekili olan ve son olarak 8 Temmuz 2014’te kendisi de tanık olarak ifade vermek durumunda kalan sağcı avukat Jauch ile salona geldi.

Bir saat süren sorguda ilk olarak Heyet Başkanı Götzl’e THS’nin transparan olduğunu, içerisinde yapıların olmadığını, Heilsberg’deki Thüringen Vatan Koruma buluşmalarından sadece birkaçına gittiğini, onlarda da sadece içki içildiğini anlattı. Sanığı ve Uwe Böhnhardt’la Uwe Mundlos’u hiç tanımıyordu ya da sadece görmüşlüğü vardı. Yurtdışındaki Nazilerle hiç bağlantısı olmamıştı. Bir keresinde Wohlleben ve Kapke’nin ricası üzerine bir aracı sürüklemişti, bununla ilgili daha ayrıntılı bir şey bilmiyordu. Bu araç üçlünün ortadan kaybolurken kullandıkları kaçış aracıydı.

Ancak müdahil davacıların yoğun şekilde sorgulaması üzerine Böhnhardt’ın çevresinden diğer Nazilerle birlikte Spiegel-TV’nin kendilerini askeri sporlar ve şehir muharebesi antrenmanı yaparken görüntülemesine izin verdiğini itiraf etti. Bunun dışında Heilsberg tesisindeki TVK buluşmalarının en parlak döneminde orada çalışıyordu, neredeyse her zaman oradaydı. 1992 yılında Rudolstadt’ta gerçekleşen ve tüm Almanya’dan 1800 kişi ile birlikte tüm Avrupa’dan Nazilerin katıldığı Rudolph Hess yürüyüşünü düzenleyenlerden biriydi. Tehlikeli bir yaralamadan dolayı hakkında tutuklama emri verilince Belçika’ya, Amerika’ya ve Nazi kadrosu liderlerinden biri olan ve Auschwitz’i inkar eden Thiess Christophersen’in yanına sığındığı Danimarka’ya kaçmıştı.

Anayasayı Koruma Dairesi’deki işbirliğini Brandt’a bildirmişti. Camiada “dört kişi bir arada oturuyorsa bunlardan ikisinin Anayasayı Koruma için çalışıyor olduğu” biliniyordu. Bu kötü bir şey değildi, çünkü orada sadece önemsiz şeyleri anlatıyordu.

Rachhausen’un sorgusuna başka bir duruşma gününde devam edilecek.

Sorgu boyunca Rachhausen’ın TVK’daki rolünü ve bu rolün gerçek anlamını önemsiz göstermek için yalan söylediği belli oldu. Ama Thüringen Nazi camiasının aranan suçluların ortadan kaybolmasıyla bağlantısı olduğu ve her ihtimalde 1992 yılından itibaren hem ülke çapında hem de uluslararası çapta sağlam bir ağa sahip oldukları da anlaşıldı. Silahlı savaş belli ki tartışılıyor, üzerinde çalışılıyor ve basın aracılığıyla propagandası yapılıyordu. Naziler böylelikle şiddeti ikili şekilde kullanıyordu: Bir taraftan saldırılar ve yaralamalar, diğer taraftan da basın veya çıkartmalar aracılığıyla kamuya sunulan silahlı eylem duyurularının korkutucu etkisiyle.

Henüz ilk NSU cinayetlerinin işlenmesinden yıllar önce politik düşmanlara karşı silah kullanılması Thüringen Nazi camiası ve TVK’da çok normal bir konuydu. Anayasayı Koruma Dairesi bunu biliyor ve önemli kişilere para ödüyordu. Karşılığındaysa faydalı bilgiler ediniyordu.

24 Temmuz Perşembe günkü ana duruşma ertelendi. Thomas Gerlach’ın sorgusuna devam edilmesi planlanıyordu, ama bu mümkün olmayacak, çünkü Hammerskins’e karşı bir suç örgütü kurmaktan açılan bir davaya ait kutularca soruşturma dosyası ve silah kanununa karşı gelmekten dolayı Gerlach’a açılan bir davanın dosyaları ile ilgili henüz yeterince bilgi edinilememişti. Dosyalar daha bu hafta Eyalet Yüksek Mahkemesi’ne gelmişti. Gerlach’ın ifade vermeyi reddetme hakkına sahip olup olmayacağına bu dosyalar incelendikten sonra karar verilecek.

22.07.2014

„Bu kadar iyi insanlara ya nadiren rastlamış ya da hiç rastlamamışızdır. Karıncayı bile incitmeyeceklerini düşünüyorduk.“

Sanık Zschäpe’nin avukatlarının görevden alınmasına yönelik dilekçesinin reddedilmesinin ardından 2007 yılından 2011 yılına yaz tatillerini Ostsee’de aileleriyle ve Beate Zschäpe, Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt ile birlikte geçiren iki genç kadın sorgulandı. İki kadın da üçlünün bu tatillerde ne kadar arkadaş canlısı, iyi ve yardımsever oldukları konusunda hemfikirdi. Aileler ve „Ossileri” (Doğu Almanlar) zaman içerisinde sıkı bir tatil dostluğu kurmuşlardı. Yıl içerisinde de ziyaretlerde bulunuyorlardı. “Üçlü” örneğin hediye olarak içerisinde Doğu ürünlerinin bulunduğu paketler getiriyordu.

Genç kadınlar için „Lieschen“ Zschäpe’nin özel bir yeri vardı, çünkü onunla şahsi konular hakkında ailelerinden daha rahat şekilde konuşabiliyorlardı. İKi kadından birinin çantasının üzerindeki Antifa yamasıyla da ifade ettiği antişfaşist görüşü de bunu hiçbir şekilde değiştirmemişti. İki kadın da çok ısındıkları bu üç kişinin böylesi suçlar işlemeleri karşısında sarsılmış ve biraz şaşkın görünüyorlardı. Güvenlerinin bu şekilde yıkılması karşısında duydukları öfkeyi biri şöyle dile getirdi: „Hala anlamıyorum, onlara yüzde yüz güvendim ve bana başından sonuna kadar yalan söylediklerini farkettim. Beni gerçekten sevdiler mi yoksa o konuda da mı sadece kandırdılar, merak ediyorum.“

Açıklık kazanan sadece üçlünün yıllar içerisinde kusursuz bir gizleme stratejisi geliştirmiş oldukları değildi. „Normal insanlarla“ kişisel bir yakınlık kurmaya ihtiyaç duydukları da açıktı. Ama en ilginci NSU cinayetlerine yol açan halkçı-ırkçı ideolojinin, NSU üyelerine aynı zamanda diğer „Almanlarla“, kendileri Nazileri reddetseler bile iyi ilişkiler kurmalarına imkan vermesiydi. Halk birliğinin“ ortasında, tarihteki Nazi suçluların yaptığı gibi her zaman itinalı ve sevgi dolu, dostça ve cana yakın davranılıyordu. Ölümcül öfke ve nefretin arkasında ırkçı bir motivasyon vardı. Yani burada iş başında olan aklını yitirmiş cinayet makineleri değil, politik bir motivasyona sahip Naziler ve ırkçılardı.

22.07.2014

Sanık Zschäpe’nin 16.07.2014 tarihinde mahkeme tarafından kendisine atanan avukatlatın değiştirilmesine dair verdiği dilekçe, 21 Temmuz 2014 tarihli kararla reddedildi. Zschäpe böylesi bir karar için yeterli gerekçe sunmamıştı. Heyet başkanı, kararın açıklanmasının hemen ardından gündem konusuna dönerek ilk tanık sorgusuna başladı.

17.07.2014

Zschäpe’nin cevabı bekleniyor

Dün ana duruşmaya ara verilmesinin ardından yoğun spekülasyon ve tahminlerde bulunulmaya başlandı. Daha kısa süre önce Zschäpe’nin avukatlarını çok övmüş olan gazeteler şimdi onları kınıyorlar.

Beate Zschäpe’ye, tıpkı savunmasının yaptığı gibi ifade vermekten kaçınmayı önermek için çok sebeb olabileceği bir gerçek. Bir yılı aşkın süredir devam eden ana duruşmanın ve Ralf Wohlleben’in tutukluluğunun devamına karar verilmesinin ardından Beate Zschäpe’nin ruh halinin dibe vurabileceği de bir gerçek. Kendisine yöneltilen tüm suçlardan hüküm giymesi giderek daha da olası bir hal alıyor, çok uzun bir süre tutuklu kalabileceğinin farkında olması gerek.

Bu açıdan bakılınca Zschäpe’nin eski yoldaşı ve muhbir Brandt’ın çifte ihaneti, durumunun çıkışsızlığını bir kez daha tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor olmalı. Ne de olsa Thüringen Vatan Koruma kapsamında Jena Yoldaşlığı’nı organize etmiş olan kişi de Brandt idi. Brandt Nazi camiasını radikalleştirdi, komplo teorileri ve politik karşıtlarına karşı militan ve şiddet yanlısı stratejiler geliştirdi, silahlı savaş propagandası yaptı ve tüm bunları Anayasayı Koruma Dairesi adına ve onların parasıyla gerçekleştirdi. Zschäpe ve suç ortakları için bir arkadaştan çok bir yoldaş olan Brandt mahkemede sorulara cevap verirken kendisini NPD ile birlikte seçim başarısını hedefleyen ve hep yasal olaral çalışan bir „Nasyonal Sosyalist“ olarak tarif etti. Zschäpe muhakkak avukatlarının bu tanığa karşı geleceklerini, ona ve Anayasayı Koruma Dairesi’ne saldıracaklarını, itibarını sarsacaklarını bekliyordu. Bunu yapmamalarının geçerli sebepleri olabilir. Brandt Zschäpe hakkında belki şu ana kadar mahkeme salonunda anlattıklarından daha fazlasını biliyor. Ama bunun sebebi avukatların beceriksizliği veya müvekkillerinin ihtiyaçlarını yeterince anlamamaları da olabilir.

Zschäpe’nin tamamen yeni avukatlar edinmeye yönelik isteği gerçekleşmeyecek. Avukatlarından biri muhtemelen gönüllü olarak görevinden vazgeçip hazırlıksız olarak onun yerine geçen yeni bir avukata yer açacak. Mahkeme tarafından dördüncü bir avukat atanması da düşünülebilir, çünkü üç kişilik yasal sınırlama sadece seçilmiş avukatlar için geçerli. Mahkeme nasıl karar verirse versin bu durumun dava sürecinde büyük bir dönüşüme yol açıp açmayacağını belirleyecek olan durum Beate Zschäpe’nin ifade verip vermeyeceği.

Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi Zschäpe’nin avukatlarının görevden alınması için verdiği dilekçenin yazılı gerekçesinin son teslim tarihini cuma akşamüstüne kadar uzattı. Mahkemenin bu durum nedeniyle davada büyük bir gecikmeye izin vereceği düşünülmüyor. Önümüzdeki salı günü duruşmaya devam edilecek.

Şu an itibariyle başka tahminlerde bulunmak mümkün değil.

16.07.2013

Zschäpe mahkeme tarafından kendisine yeni avukatlar atanmasını istiyor

Sanık Zschäpe’nin avukatlarına artık güveni olmadığını ve yeni avukatlar istediğini bildirmesinden dolayı duruşmaya bugün ara verildi ve gelecek hafta devam edilecek.

Mahkeme heyeti başkanı, Zschäpe’ye bu kararını yazılı olarak gerekçelendirme fırsatını verdi.

15.07.2014

Tino Brandt – Anayasayı Koruma Dairesi adına çalışan Nazi fonksiyoneri, 1. Bölüm

Hafta boyunca eski lider Nazi fonksiyoneri, Thüringen Vatan Koruma’nın kurucularından olup uzun yıllar boyunca Thüringen Anayasayı Koruma Dairesi’nin muhbirliğini yapmış olan Tino Brandt’ın sorgulanması planlanıyor. Brandt kısa bir süredir gözaltında. Kendisine yönelik suçlamalr arasında genç erkekleri fuhuşa teşvik etmek de var.

Brant, 2011 yılında kimliği ortaya çıkana kadar Thüringen Eyaleti Anayasayı Koruma Dairesi’nin ana bilgi kaynağıydı. Bugün anlattığına göre ilk olarak daha sonraları Thüringen Yoldaşlıklarının ortak örgütü olan Thüringen Vatan Koruma’ya dönüşen Ostthüringen Anti-Antifa’da aktifti. Muhbir olarak görevini de Nazi faaliyetlerini de dikkatle anlattı, halen inandığı Nasyonal Sosyalist ideolojiyi doğruladı, ama özellikle TVK’nın şiddet eylemlerini masumlaştırmaya çalıştı.

Anayasayı Koruma Dairesi için yürüttüğü görev, basit bir bilgilendirme konuşması sırasında ortaya çıkmıştı. Bağlantıda olduğu iki kişi ona „yoldaşlarının“ işledikleri suçlar hakkında bilgi vermesi gerekmediğini, çünkü Anayasayı Koruma Dairesi’nin bir adli kovuşturma mercisi olmadığını söylemişlerdi. Sadece kim kiminle çalışıyor bilmek istiyorlardı. Anlaştıkları bu esasa göre onlara hep gerçeği bildiriyordu. Eyalet Dairesi kimi politik işlevleri üstlenmediğini ve kimi eylemleri yerine getirmediğini söylediğinde buna karşı çıkmıştı. Hatta görevinin sona erdirilmesiyle tehdit edilmişti, ama bu gerçekleşmemişti. Yani Anayasayı Koruma Dairesi Brandt’ın muhbir olarak Nazi camiasının işlediği suçlar hakkında bilgi vermemesini göze almıştı ve TVK’nın yapılanmasını devletin parasıyla finanse edip sadece gösteriler, propaganda afişleri ve fonksiyonerlerle ilgili genel bilgilerin verilmesiyle birlikte Brandt’ın ikili oynamasını mümkün kılmıştı.

Görevi karşılığında tahminen 100.000 ila 140.000 Euro arasında bir para kazanmıştı. Para politik faaliyetler, ulaşım ve telefon masrafları, propganda afişleri ve örneğin André Kapke’nin para cezası için harcanmıştı. Görevini, işe alınmasının hemen ardından NPD fonksiyoneri Kai Dalek’ „bildirmişti“. Dalek’in bugün hala Anayasayı Koruma Dairesi için çalışığını biliyoruz. Diğerleriyle muhbirliğiyle ilgili olarak açık açık konuşmamıştı ama sürekli işine para akıttığından ve bu para işinden değil sadece devletten gelebileceğinden çoğu kişinin ne yaptığını bildiğini varsayıyordu.

Üçlü ve sanıkları (Sachsen’den gelen André Eminger hariç) ortak politik çalışmalarından çok iyi tanıyordu. „Jenalılar“ farklı gruplar halinde TVK’nın özel kadro oturumunlarına her 4-6 haftada bir geliyorlardı. Beate Zschäpe de Germenizm ve Nasyonal Sosyalizm’le ilgili eğitimlerde iyice oturmuş bir dünya görüşü sergiliyordu. Jena yoldaşlığı çok eliterdi, „kitlelerden“ çok „sınıfa“ dayanıyordu. Herkesin oturmuş bir Nasyonal Sosyalist dünya görüşü vardı ve bunu tartışmacı şekilde temsil edecek seviyedeydiler. NSU esasen TVK’nın Jena şubesi olarak oluşmuş ve muhbir Brandt’ın yardımıyla yapılanmıştı.

Böhnhardt, Mundlos ve Zschäpe’nin ortadan kaybolmalarının ardından Pogromly oyununu satmış ve kazancını başlangıçta Kapke ve sonraları Schultze üzerinden üçlüye iletmişti. TVK çevrelerinde pek çok kişiden para toplamışlardı. Anayasayı Koruma Dairesi’nden de üçlü için 1000 ila 2000 DM arasında bir para toplamış ve onlara iletmişti.

Mundlos veya Böhnhardt ile de en azından bir kez telefonlaşmıştı, çünkü ne kadar para topladığını öğrenmek istiyorlardı. Kapke’nin bağışları zimmetine geçirdiği şüphesi oluşmuştu. Kontakların koordinasyonu daha sonra Carsten Schultze tarafından üstlenilmişti. NSU üyeleri yasaya aykırı durumlarda bile Brandt’a güvenebiliyorlardı, yasaya aykrı işleri bile devletin parasıyla finanse edebiliyorlardı.

Bugün genel olarak muhbir Brandt’ın Thüringen Vatan Koruma’yı organize eden esas kişilerden olduğu, Jena grubunun rol modellerinden olduğu ve bu kişileri çok etkilediği açıklık kazandı.

Çarşamba ve perşembe günü devam edecek olan sorgu bu konuların çoğunu daha detaylı şekilde açığa çıkaracak. Brandt da ayrıntılar konusunda hatırlamadıklarını öne sürerek yalan mı söyleyecek, yoksa muhbirlik kariyerinde bir kez olsun „parasına layık“ mı olacak göreceğiz.