Aylık arşivler: Haziran 2013

25.06.2013

Zwickau’un Frühlings(strasse) sokağındaki NSU-apartmanın yakılmasına dahil

 Bugünki, yani 15. ci dava günününde iki polis, Zwickau’un Frühlings sokağındaki NSU apartmanın yangının nasıl başladığını anlattılar. Apartman, Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos’un ölümünden sonra yakıldığını açıkladılar. Suçlamanın içeriği: Beate Zschäpe‘ye ağır kundakçılık ve tesadüf evde olmayan veya kendilerini son anında kurtarabilen üç kişiyi öldürmeye çalışmasıdır.

Özellikle, Zwickau’un kriminal polisinin yangın sebebini araştırmasıcının, kanıt olarak yangın yerindeki fotoraflarla, sorgulaması saatlerce sürdü. Bu sorgulama daha bitmemiştir. Birkaç hafta sonra devam edilecektir. Bugün ama gayet net yangın, benzinle yapıldığı ortaya çıktı.

Yangından hariç daha fazla detailar ilgi çekti. Apartman ve bodrum, kapsamlı bir şekilde teknik olarak, aralarında örneğin fazla kilitlerle, kameralarla ve kablosuz dedektörler ile güvenliydi. İlgi çeken: Yangın yapılmadan birkaç hafta önce bir fotoraf’ın üzerinde kameralarının birisi görünmüyordu. Bunun belli bir anlamı varmı diye, ortaya çıkartılması lazım.

Apartmanın molozunda 11 silahın yanında birde yanı sıra öldürülen bayan Polis Michèle Kieswetter’e ait olan kelepçe bulundu. Ayrıca buna dahil de ifadeler gelecektir.

24.06.2013

Özüdoğru’nun cinayet davasındaki araştırmalarının ilk izlemleri

Geçen hafta davalı olan Schultze’nin ifadesini kapattıktan sonra, bu hafta Özüdoğru’nun cinayet davasında şahit sorgulaları başladı. 13.6.2013 de Abdurrahim Özüdoğruyu, kendi terzi dükkanında, Nürnberg’in güney şehirinde, kafasına iki kurşun sıkılarak öldürüldü. Araştıran polislerin sorgulamasında mentalitelerinin ilk izlenleri alındı. Bu mentalite, Neonazilerin, yani NSU’nun cinayet serisinin uzun zaman ‘Döner-cinayetleri’ diye adlandıran ve kurbanların ve etrafında araştırmalar yapılmasının, nedenidir. Komşular, öldürülen kişiyi çok dosthane bir komşunun olduğunu tarif ederken, ceseti ve olay yerini fotoraf eden iz sürücüdeki polisler ise, sık sık öldürülen kişinin terzi dükkanınında ve evinde çok dağınık yerlerin olduğuna deyindi. Araştırma dosyasındaki resimli raporda devamlı türk insanları aşağılayıcı ifadeler var.

2012 de polis sorgulamalarında bir komşusunun ifadesinde, Beate Zschäpe’yi olayın oladuğu yerde gördüğünü demişti. Ana davada, kadın kendisini ‘beni yok ederler diye’ korkusunu yaşadığından dolayı, ifade vermesinden çekindiğini belirtti. Kadının eski ifadesi güven verici mi veya bu şahit sonradan birşeyleri karıştırabilirmi diye, ancak 2012 de yapılan sorgulama protokolu gösterebilir. Bir müdahil dava temsilcisi o protokolu bu davaya ek olarak kullanılsın diye, dilekçede bulundu.

Toplam, Abdurrahim Özüdoğru’nun cinayetini net gören şahitler yok. Fakat bu olay farklı bir şekilde NSU’ya bağlantılı olacak. Silahdan ve NSU bu olaylarla ve cinayetlerle kendi reklamlarını kutlayarak yaptığı videolardan dolayı.

Kendilerinin üstlendikleri videolar – yani ‘Paulchen-Panther’ dedekleri videolar ve bunların iki önceki versiyonları, şahit sorgulamalarının arasındaki, arada gösterildi. Bu video gösterilerde, davalı olan Zschäpe ve onun savunması tarafından gösterilen açık ilgisizliğinden tut, taha ki davalı olan Schultze’nin endişelenmesine kadar, reaksiyonlar görünebilinyordu.

Dava günün başlangıcında Müdahil davacılar kanıt dilekçesinde bulundular: Geçen hafta, Beate Zschäpe‘nin ceza evinden, şiddetli olan Neonazi Robin Schiemann ile mektuplaşması ortaya çıktı. Schiemann ve onun bir ilişkisi olan kişi sorguya çekilmesi istenildi. Dilekçenin hedefi: Dortmund ve Kassel arasındaki Neonazi saflarındaki ilişkiler ortaya cıkmasıdır. Her iki şehirde de NSU cinayetler yapılmıştı. Konum özellikle, Dortmund ve Kassel daki cinayetlerinden birkaç hafta önceki, yani 18.3.2006 da Dortmund’un ve Kassel’in Neonazileri, Uwe Mundlos, Uwe Böhnhardt’ın ve aralarında bulunan Anayasal Koruma Dairesinin (Verfassungsschutz) ihbarcısı, Kassel de bir sağ-rok konserinde, buluşmalarıydı. 

19./20.6.2013

Carsten Schultze’ ye – daha fazla soru soruldu fakat nerdeyse cevapsız kaldı ve yetersiz bir özür dileme

Tüm çarşamba boyunca davalı Carsten Schultze’nin sorgulamasına devam edildi. 20.6. yani Perşembe günü tüm davaya dair olanlar, şimdiye kadar süren sorgulamaya yorum yapacaklar. Önümüzdeki hafta, Nürnberg’te uygulanan ilk cinayetlerden dolayı, kanıt kayıdı başlayacak. Aslında pilanda bu hafta, suçluları sorgulayan polisler, sorgulanacaktı. Fakat şimdiye kadar olan ertelenmelerden dolayı, ertelendi.

Carsten Schultze’nin sorgulaması, dünki gibi katı ve çoğunun tarafından anlaşılmayan, hafıza boşluklarla doluydu. En azında, sorgulamasında dayatıldıktan sonra, şöyle bir itraf da bulunmuştu: Onun, yasa dışı organize edilen Nazi-Müzik grubların konserleine, gitmesi. Hatta birtanesinde 1000 kişilik katılım vardı. Partilerde belli şarkılarda da birlikte söylenildi. Schultze şimdiye kadar ırkçı olmadığını bellirtmişti. Fakat şimdi ki ifadesinde: Kendisi de, Türk insanlara karşı ki uygulanan cinayetlerden sonra ki çıkan ve iyi kılınan şarkı sözlerini birlikte bağırdığını, belirti. 1997 den 2001′ e kadar ‘bu böyle yapılıyordu’, yani ‘bütünün bir parçasıydı’, diye açıkladı.

Öğlenden sonra Schultze, NSU-suikast’ın kurban ailelerinden özür dilemeye çalıştı. Özür dileme gerçekçi görünüyordu. Fakat sadece ve sadece Çeska-silah’ın satın alması ve teslim etmesi için gerçerliydi bu özür dilemesi. Schultze kendi sorumluluğu, sadece bu konuda olduğunu, gibiymiş gösteriyor. Bundan dolayı bütün konsentresini silahın siparişine, satın almasına ve teslim etmesiyle ne alakası varsa, vermişti. Bu olayın sırf kısa öncesi ve kısa sonrası ile ilgili olanlarlı hatırlamaya çalışıyordu. Tabi diğer, ilegaliteye kaçanlarının desteklemesi, Wohlleben ile günlük çalışmalarını veya kendi politik çalışmalarını, dile getirmedi. Nerden baksak yine 20 ve 30 genci ‘Junge Nationaldemokraten’ (genç nasyonaldemokratlar) o örgütlemişti.

Schultze bugüne kadar, NSU’nun var olması için, onların cünhalarını desteklediğini ve farklı çalışmalarda yer aldığının sorumluluğunun tümünü, hala kavramadı. Buda kendi özür dilemesinin değerini çok büyük bir şekilde düşürdü.

Schultze’nin Wohlleben’e karşı ki yeni ortaya çıkan bilgilerle ağır yüklenmesi, aynı zamanda kendisini de suçluyor. Çünkü o ‘üç kişilik grubun’ başka bir insanı yaraladığını bildikten sonra hala onları devam desteklemeleriydi. Eğer Carsten Schultze sırf bir yardımcı olarak hizmet ettiyse, ki yaş ve tarihsel olaylardan Zschäpe’ye Mundlos’ a ve Böhnhardt’ a mesafeli olmasına rağmen, ‘elfener bombasından’ bahs ediyorsa, ozaman büyük bir ihtimale göre suçlu olan Gerlach ve Eminger de bu olaylar hakkında bilgileri vardır.

18.06.2013

Anayasal Koruma Dairesinin, 2000 de ‘Jena’ nın yardımcıların etrafında ki olan kişilerle ilişkilerdeydiler.

Davalı olan Carsten Schultze’nin sorgulaması yavaş bir şekilde ilerledi. Schultze nerdeyse hiç birşeyi hatırlamadığını söyledi. Herzaman türklere karşı herhangi bir önyargısının olmadığını belirtiyor. Tabi Döner dükkanının yıkımını anlatırken, dükkanının sayibinin kökeni bilmemesi, nekadar saçma olduğu gayet net ortada. Ayrıca ‘Thüringer Heimatschutz’ da (Nasyonalsosyalist Partilerinin Birliği) ‘NPD’ de (Almanya nasyonaldemokrasi Partisi) ve ‘Junge Nationaldemokraten’ de ki (Nasyonaldemokrat gençliği) kendi politik çalışmalarını önemsemiyor.

İlginç olan, Schultze’nin 2000 de ‘Thüringer Heimatschutz’ un başkanı Tino Brandt’a, üç ilegaliteye kaçan kişilerle ilişkide olduğunu anlatmasıdır. Yani en geç o andan itibaren başkanın haberi bundan olduğu belli. Tino Brandt tüm süre boyunca da Anayasal Koruma Dairesinin ihbarcısıydı.

Ayrıca, sözde çıkış yapan ve o süreçte de Anayasal Koruma Dairesiyle ilişkide bulunan bir şahız, 2000 yılında Schultze’ye direk o üç kişiyle ilgili sorular sormuş. Zamanında da ona, bununla ilgili hiç birşey bilmediğini demiş.

Bundan kısa bir süre sonra, Brandt’ın Anaysal Koruma Dairesinin ihbarcısı olduğu ortaya çıktı. Schultze onun bu Daireyi desteklediğini bildiği halde, aklına sonradan olacaklarını düşünmediğini belirtti.

Bu demekki: Gayet erken bir zamandan belli, ilegaliteye kaçan üç kişi ve onların yardımcılarının, Anaysal Koruma Dairesi tarafından takipte bulundukları, çok açık bir şekilde ortaya çıkıyor.

12./13.6.2013

Davalı olan Carsten Schultze´nin devam eden sorgulaması

Davalı olan Carsten Schultze Salı günündeki sorgulamasında yeni bulgular ortaya koymuştu. En az NSU´nun önce bilinmeyen bir saldırı uyguladığını, davalı olan Wohlleben üzerine veridiği bilgiler, Uwe Böhnhardt`ın ve Uwe Mundlos`un saldırıyı uygulama bilgilerini verdikten sonra, Haziran`ın 12. ve 13. deki sorgulaması sonuçsuz geçti.Ortalığı telaşlandırılan bir şey vardı: Schultze, Wohlleben´nin savunmacısının sorularını ret etti. Schultze´nin duygusal açıklaması şuydu: Wohlleben´nin savunmacısı mahkemeden eşitlik istemişti, şimdi Schultze de aynısını Wohlleben den bekliyor. Schultze bildiklerini ortaya koydu, yanı ‘soyundu’. Wohlleben de ifadesini düzgün ve bildiklerinin hepsini derse, ancak ozaman Schultze´nin avukatının sorularını cevaplandıracakmış.

Davalı olan Schultze üç sorgulama gününde kendisini nekadar ‘soyduğu’ yani bütün bilgileri verdiği, tabi hala belirsiz. Kesin şu ifade açıklamasında zorlanmıştı: Böhnhardt ve Mundlos`a Ceska silahını teslim etmeden önce, patlıyıcı maddeli olan bomba saldırısı´nın yapılacağı, bilidiğidir. Şu itirafda da çok zorlanmıştı: O anlattığı ana kadar üç kişinin silahlara sayip olduklarını bilmesi. Demekki Schultze´nin onlara teslim etmiş olan susturucu Ceskası kesinlikle banka soygunu için olmadığı. Aksine bu itiraf gayet net, Ceskayı cinayet için kullandıklarını bellirtti.

Başka noktalarda ise Schultze kuvvetli bir şekilde kendisini kapalı tutuyor. Kendisinin ırkçı biri olmadığını, ‘Afrika maymunlara ait’ sloganını attıkları halde. Kendisinin, türk insanlara karşı herhangi negatif bir duruğuşu olmadığını söyledi. Birkere solcular dövüldüğünde, kendisininde birlikte dövmesi, hatta Wohlleben bu tür baskınlardan birisinde bir kurban´ın yüzüne tekmeyle giriştiğini belirtti. Fakat bu şiddetli olaylar için, kendi amacını burda açıklamıyor. İdeoloji, İçerikler ve görüşmeleri unutmuş. Eğer Schultze, silahlı savaş için mutlaka herhangi bir teorinin olması gerektiğini diyorsa, ama kendisinin onu hatırlamaması, çoğu şeyi daha sakladığını gösteriyor. Birkaç dakika önce daha, bir susturucu cinayet silahı alıp da teslim etmesini anlatıyordu.

Haziran`ın 18 de, yani salı günü Schutze´nin sorgulaması, müdahil davacılar tarafından devam edecek.

11.06.2013

Davalı olan Schultze NSU´nun diğer bir bombalı saldırısına dair ipucu verdi.

Carsten Schultze NSU´nun Nürnberg´deki bir dükkana yapılan, henüz bilinmeyen bir bomba saldırırsına dair bügünki sorgulamasında somut ipuçları verdi. 5.6.2013´teki sorgulamasında hafıza boşluklarını bahane ederken, bugün daha önceki sorgulamalarında ödün vermediği detayları açıkladı. Can alıcı bir ifade verdi: Kendisi, Böhnhardt, Mundlos ve Zschäpe ile 2000´nin ilk yarısında görüşmüştü. Sözde orada iki erkek ona, Nürnberg´deki bir lokalda ‘cepfeneri’ depoladıklarını anlatmışlar. Yanı sıra ona anlayamadığı sinyaller vermişler. Beate Zschäpe yanlarına geldiğinde ise konuşmayı kesmişler. Hemen ardından bu üçüne, kendisi tarafından alınan susturuculu Ceska silahını ve 50 kurşunu teslim etmiş. İkisi ona bir patlıyıcı madde saldırısıdan bahsetmişler ve bu konuşma onu korkutmuş.

‘Stern’ Gazetesinin, Nürnberg haberlerinden aldığı ipuçlarına dayanarak bildirdiği gibi, gerçektende 1999 Haziran´ında bir patlıyıcı madde saldırısı uygulandı. Bir Türk lokalde, bir erkek temizlikçi tarafından, ‘cepfenerine’ benzeyen bir obje bulundu. Bu onun ellerinde patladı ve yanıklara sebeb oldu. Federal Avukatlar Birliği bir basın açıklamasında, şu an böyle bir saldırı hakkında hiçbir bilgi veremeyeceğini belirtti. NSU tarafından yapılmış olduğu sanılan saldırılara dair, somut bulgular olmasa da, bir çok araştırma olayları meydana geldi. Nürnberg´de böyle bir saldırı araştırılmış olmasaydı, araştırma dairelerinden yeniden şüphelenirdi.

Schultze´nin dedikleri gerçekten doğru ise, kendi inandırıcılığı artar. Bu, muhtemel bir cezanın basıkısının onu, tamamen ifade vermeye ve hafıza boşluklarını kapatmaya yöneltiğinin bir göstergesi olabilir.

Carsten Schultze önceki anlatıklarında, yani Nürnberg´teki olayda Zschäpe geldikten sonra kendisi, Böhnhardt ve Mundlos konuşmayı kesmişlerdi. Bu ifade, Beate Zschäpe´yi suçluluktan çıkarmıyor. Schultze gibi bir yardımcıya, sık ziyaret edilen bir lokalde böyle bir saldırıdan bahsetmek, ilegaliteye kaçan bir grubun emniyet kurallarına aykırıdır. Yani tabi ki, bundan dolayı Zschäpe´ye böbürlenmekten saklanılır. Eğer Zschäpe, 1999 yılındaki böyle bir saldırıdan kendi haberi olmasaydı bile, sonraki yıllarda grubun içinde önemli bir rol oynadı, ki onsuz sonraki aksiyonlar düşünülemezdi. Zschäpe´ye yöneltilen cinayet ortaklığı suçlaması, 2000 yılından sonraki süreç için geçerlidir.

Devam eden sorgulamalarında suçlu olan Wohlleben´i ağır suçladı. Wohlleben buna, mümkünatı varsa alman üretimi olan, yarı otomatik silah ve yeterli kurşun için, sipariş vermiş. Bir görüşmede Böhnhardt ve Mundlos buna, herzaman silahlı olduklarını ve üzerlerinde makineli tüfekle, yani Uzi ile gezdiklerini anlatmışlar. Onlardan aldığı paralar sarılıydı, ona göre bunlar banka soygunundan geliyordu. Üstelik Wohlleben ona, bu üçlü grubla telefonlaştığını söylemişti. Sonra onlar ise Wohlleben´e bir kişiyi yaraladıklarını anlatmışlar. Wohlleben hakkında anlatmaya devam etti: O bir dövüşmeden sonra, bir kurbanın yüzünün üzerinde atlamasıyla böbürlendiğini anlatmış.

Ayrıca bu ifadelerin de araştırılması lazım. Bunların Wohlleben´i ağır suçladığı belli. Bu ifadeye göre, suçlamadaki gibi onun sadece bir cinayet ortağı olmadığını gösteriyor. İfadesi kendisi için de ağırdı. Bu demek ki: Ceska´yı üç ilegaliteye kaçan kişiye vermeden önce, patlayıcı madde saldırısı olduğunu biliyordu. Geçen haftaki çelişkili ifadelerinden sonra şimdi Schultze için, baş şahit belirleme uygulamasından dolayı, daha hafifletirilmiş ceza alma ihtimali var. Aynı zamanda Schultze bugün mahkemeye, Ceska ile işlenen cinayetlere olan yardımından dolayı kendi suçluluğunu da kanıtladı. Bu ifadeden sonra, bu yardımdan dolayı yargılama uygulanacaktır. Dava gününün başlangıcında öncelikle müdahil davacılar ve bir anda bilgi veren Federal Avukatlar Birliği arasında bir tartışma olmuştu. NSU´nun etrafında olanları kapsayan ‘129 kişilik liste’ şuan 400 kişiye, hatta tartışmadan sonra 500 kişiye çıktı. Bu tartışmadan dolayı, Federal Avukat ‘Diemer’ haftaya tüm listeyi ortaya koymak için söz vermeye mecbur kaldı.

06.06.2013

Davalı olan Gerlach kurbanlardan özür diliyor,  ama sözde olanlardan haberi yokmuş

Davalı Carsten Schultze´nin sorgusunun devamı, onun isteği üzerine önümüzdeki haftaya ertelendi. Nedeni, haftaya uzman izleyici Prof. Leygraf´ın tekrar mahkeme salonunda olmasıdır.  Bunun yerine suçlama açıklamasına davalı Holger Gerlach çıktı. Ona karşı olan suçlama, iİlegaliteye giren NSU-üyelerine kendi passaportunu ve ehliyetini vererek desteklemiş olmasıdır. Ayrıca 2001´de yanı sıra davalı olan Ralf Wohlleben´in ricası üzerine bir silahı ‘bu üçüne’ ulaştırmış olmasidır. Bu silahın cinayetler için kullanılıp kullanılmadığı bilinmediği için, Gerlach´ın bu cinayet suçu zaten zaman aşımına uğradı.

Gerlach bütün bu suçları itiraf etti. Ayrıca tüm NSU kurbanlarından Böhnhardt, Mundlos ve Zschäpe tarafından onlara yaşatılan acı için özür diledi. Şunu vurguladı ki: Kendisinin illegaliteye giren üç kişiye yalnızca dost yardımı dokundu, fakat bunların şiddet suçu işleyeceklerini  hesaba katmadı. Kendisi de bir çok  Almanya Polisi ve Anayasal Koruma Daireleri gibi, olanlardan habersizdi diye defalarca vurguladı. Gerlach hazırlamış olduğu bir açıklamayı okudu, fakat şu sıralar bunula ilgili soruları cevablandırmak istemiyor.

Önceden öz geçmişine dair bilgi vermişti ve baş hakimin sorularını cevablandırmıştı. Yanı sıra davalı olan Schultze´yle kıyasla hiç değilse, kendisinin eskiden Neonazi  ve yabancı düşmanı olduğunu itraf etti. Şunu belirtti ki: Kendisi ve arkadaşları politik bir değişim istiyorlardı. Amaçları yalnızca ‘Skins’ ler gibi ‘vurup kırmak’ değildi. 2004 yılında çıkış yaptı, fakat bugüne kadar hala bazı Nazi arkadaşlarıyla ilişkisini sürdürdü.

Yalnızca özür dilemesi değil, daha önceki Nazi arkadaşlarının yaptığı cinayetlerden sözde habersiz oluşu da pek inandırıcı değil. Gerlach bugün bir kez daha, zaten 2001´de  ‘bu üçüne’ silahı verdiğini kabul etti. Eski sorgulamaların birinde dedi ki: Kendisi de daha önce “beş kişiyle dünyayı kurtarmaya kalkışmanın akla uygun olmadığını” söylemişti. Bu açıklamasını şimdi duruma uydurmak istiyor. Fakat kendisini neredeyse, Wohlleben ve diğer üç kişiyi ile bir birleşik grup olarak gördü. Zani üç illegal ve olaylara uygun gruba yardım yapan iki legal üye. Bu, NSU nun beklenen olaylarından habersiz olduğu iddiasıyla açık bir çelişki içindedir. Bir çelişki daha ise: Gerlach´ın uzun zamandan beri farklı düşünenlere ve Alman olmayanlara karşı, Jena ve Hannover´de aktif propaganda yapan Nazi safları militanlarının içinde olduğuydu.

Suçlama açıklaması girişimiyle  illgili temel sorusuya Gerlach yanıt vermedi. Bugün yeniden 2001 de ‘bu üçüne’ silah vermiş olmayı ve yanı sıra  duruma uygun olarak söylediğini “beş kişiyle dünyayı kurtarmaya kalkışmanın akla uygun olmaması”, itraf etti.  Tabiki bu iddası, NSU nun beklenen olaylarından habersiz olduğuyla açık bir çelişki içindedir. Bunun yanı sıra çıkışına dair verdiği bilgiler bir daha incelenmelidir. Kendisinin 2005 yılında defalarca Nazi yürüyüşlerine katıldı, ama belirttiğine göre bu yanlızca dost yardımıydı.

Bir müdahil davacı, Gerlach´ın açıklamasına yönelik konuşmak için söz hakkı istedi. Baş hakim bunu reddetti.

05.06.2013

Carsten Schultze´nin hafıza boşlukları

 ‘Dün saflardan çıkışınızı dile getirdiniz. Kendime soruyorum, nereden çıkış’. Baş Hakim Götzl´in suçlu olan Carsten Schultzeye karşı olan bu tavrı, bugün 6. NSU-dava gününde dediklerinine uyuyor.

Schultze dün yanında davalı olanlarla birlikte, susturuculu Ceska-silahını temin ettiğini itiraf etti. NSU bu silahla dokuz göçmeni öldürmüştü. Bugün, 2001´e kadar Jena´da Neonazi saflarında aktif olan Schultze, geçmişte yaptığı diğer eylemlerini de rapor etti. Ayrıca Nazi arkadaşlarıyla birlikte bir dönerci dükanını dağıttı ve bir diğer dükanın defalarca pencerelerini kırdı. Diğer iki insanı da sebebsiz yere dövdü, tekmeledi ve ağır yaraladı.

Kendi görüşünü doğrusu belirtmedi. Maddi hasarının sebebi olarak coşku, hareket ve alkolu saydı. Birkaç sorgulama üzerine, eğer alman sosisçi dükanı olsaydı böyle yapmazdım diye ititraf etti. Sözde geçmişteki sağ görüşüyle yüzleştiğini idda eden biri olarak, burda belli bir düşmanlığın rolü olduğunu, mesela ırkçılık ya da yabancı düşmanlığı gibi, dile getirmedi. Zaten Schultze Nazi geçmişiyle ilgili olanı zararsız gösterme eğlimindedir. Sanki geçmişte kendine dair düşüncesi ve politik görüşü yokmuş gibi göstermeye yönelik tarzı müdahil davacıları hoşnutsuzluk, baş hakimde de fark edilen sabırsızlık yarattı.

Ceska-silahıyla ilgili olan esas soru, huzursuzluğu yükseltti. Schultze´ye sorulan şey: Böyle susturuculu ve mermili hakiki bir silahı temin etmekle ne düşündüğüydü, bununla ne yapılması gerektiğiydi. Bu soru defalarca sorulduktan sonra iddası, zamanında ne düşünüdüğünü hatırlamamasıydı.

Öğlenden sonraya doğru davalının isteği üzerine, sorguya ara verildi. Yarın Schultze´nin sorgulamasına devam edileceği mi, yoksa öncelikle yan davalı olan Holger Gerlach´ın mı sırada olduğu henüz belirsiz. Schultze´nin savunmacısın edişesi şuydu: Schultze´yi izleyen Uzman Prof. Leygraf yoktu.

Yanı sıra dava izleyecileri tekrar söz konusuydu. Baş hakim, bir önceki gün müdahil davacı temsilcilerin dilekçesi üzerine, Polisten veya Anayasal Koruma Dairesinden davada izleyici olarak mevcutlar mı diye sordu. Bugün de ve genel olarak dairelerde gözlemcilerin hangi vekaletlerleri sahip olduklarıyla ilgili sorulan dilekçe, mahkeme tarafından reddedildi. Dava izleyicilerinin, şahitleri etkilemesinden kaygınlanmanın hiçbir sebebi olmadığı bellirtildi. Bu açıklama fazla inandırıcı değil. Belirtildiği gibi, bir çok müdahil davacı temsilcisi, başka davalarda da böyle etkilerin olduğuna dair çok açık örneklere dikkat çekmişlerdi. 

04.06.2013

Davalı Carsten Schultze´nin dava suçlamasının açıklaması

NSU-davasının 5 ci günü, ilk etapta çeşitli prosedür dilekçelerle ve danışma molalarıyla geçti. Mahkeme, savunma tarafından davanın kapatılması ya da davanın durdurulaması için verilen dilekçeleri ret ettikten sonra, Zschäpenin savunmacısı tarafından davanın kapatılması için tekrar dilekçe verildi. Kendisi üç noktaya deyindi: Federal Avukatlar Birliği ve politikacılar tarafından müvekkile karşı yapılan açıklamalar dolayısıyla gerçekleşen önyargılamalar; davadaki ihbarcı kişilerin (V-Leute) açıklanmamış rolleri;

Anayasal Koruma Daireleri içindeki NSU çevresine değin dosyalarının yok edilmesi. Müdahil davacı temsilcileri ve Federal Avukatlar Birliği bu dilekçenin reddedilmesini talep ettiller. Mahkemenin, NSU´nun içindeki ve etrafındaki ihbarcı kişilerin rolleri üzerine, elbetteki kanıt sunmak zorunda olduğunu, bellirttiler. Önümüzdeki günler içinde mahkemenin dilekçe üzerine bir karar vermesi bekleniyor.

Ardından, müdahil davacılar ve savunma tarafından genel olarak onaylanan, bir dilekçe vardı: Bir müdahil davacı temsilcisi , hiçbir polis ve anayasal koruma dairesi dava gözlemcisinin davada izleyici olarak kabul edilmemesi talebinde bulundu. Federal Kriminal Dairesi (BKA), yeni bulgular keşfetmek için izleyicilerin gönderileceğini duyurdu. Federal Anayasal Koruma Dairesi (Bundesamt für Verfassungsschutz) de ilgisini bellirtti. Belli ki ortada bir tehlike var: Bu gözlemciler, muhtemelen daha sonra mahkemede tanık olarak ifade verecek olan iş ortaklarını etkileyeceklerdir, ki davanın sonucunu kendi dairelerinin tarafına etkilemek yönünde. Zschäpe´in ve Wohlleben´in savunmacıları dilekçeyi onayladılar. Mahkeme bunu reddetti. Nedeni: Baskın bir etkiye dair somut bir bilgi yoktur. Halbuki bu bilgi Federal Kriminal Dairesi´nin (BKA) duyurusunda gayet net bir şekilde verildi. Ayrıca benzer etkilerin örnekleri NSU üzerine olan Meclis Araştırma Komitelerinden de bilinmektedir.

Zschäpe´nin savunmacısı tarafından, davalı Schultze´nin dava suçlamasının açıklamasını, sözlü tutanağa geçirilmesini talep etti. Mahkeme bu dilekçeyi reddettikten sonra, dava nihayet öğlenden sonra başlayabildi. Schultze ilk başta öz geçmişinde, 16 ve 17 yaş civarında, Jena´daki Neonazi saflarına girişini, 20 yaşındaki çıkışını belirtiyor. NPD (Nasyonal Sosyalist Partisi) deki ve JN (NPD´nin Gençlik Kolu) deki parti görevlerini de saydı. Bunların arasında Gençlik Kolunun, Federal Genel Yöneticisi´nin temsilcisiydi. Ama o bu görevleri isteyerek yapmadığını, hatta başkaları tarafından bu görevi atfedildiğini iddia etti.

Sonra Schultze olayla ilgili suçlamalara yanıt verdi. Yanında davalı olan Wohlleben ile birlikte susturucu Ceska-silahını, ki bununla dokuz Türk ve bir Yunan kökenli insan öldürüldü, temin etmekle, Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt´a teslim etmekle suçlandı.

Araştırma davasında bu suçu kabulleniyor ve dava boyunca bunda ısrar ediyor. Yanı sıra şunuda belirtiyor: Silahı açık bir şekilde cinayet silahı yapan susturucuyu, önceden ısmarlamadığında ısrar ediyor. Satıcısının yanlızca başka silahı yoktu. Sözde Mundlos, Böhnhardt ve Zschäpe´nin silaha dair planlarıyla ilgili bir şey düşünmemiş. Konuşmalarının geri kalanına karşıt olarak, konuşmasının bu kısmı pek inandırıcı gözükmüyor. Müdahil davacıların bununla ilgili eleştirisel sorgulamaları bekleniliyor.

Yarın davayla ilgili olanlar Schultze´ye soru yöneltecekler. İlk sırada Federal Avukatlar Birliği var. Bundan sonra başkanın, sözü öncelikle suçluların savunmacılarına mı vereceği, ki Schultze Wohlleben´e ağır yükleniyor, yoksa ilk olarak müdahil davacılara mı soru yönelteceği, beklemede kalıyor.