27.07.2017

Federal Savcılığın son konuşmasında 3. gün: Müdahil davacılara taarruz ve kurbanların menfaati

Federal Savcılığın son konuşmasının üçüncü gününde Başsavcı Greger ilk olarak sanık Zschäpe’nin NSU’nun işlediği tüm suçlara ortaklık nedeniyle cezalandırılması gerektiğini gerekçelendirmeye devam etti. Ama bunu yaparken kendi beklentilerine layık olmayı pek başaramadı. İşlenen suçların politik arka planıyla ilgili olarak NSU mektubu ve suçların üstlenildiği videonun farklı versiyonlarındaki sloganları öne sürdü. „Biz, NSU, fazla konuşarak değil eylemlerimizle dikkat çekeceğiz. Basında, politikada ve düşünce özgürlüğünde değişiklikler gerçekleşmedikçe, eylemlerimize devam edeceğiz.“ bunlardan biriydi. Ancak Federal Başsavcılığın izlediği çizgiye göre NSU’nun izole bir grup olarak bir dış etki altında kalmayacağı öngörüldüğünden, grubun ideolojisini, oluşumunu ve değişimini de makul bir şekilde sınıflandıramadı.

Başsavcının en azından sanıkların etrafındaki Neonazi çevresinde yaygın olan ideolojik klişelere kısaca işaret etmesi beklenirdi. Grupta Thüringen Vatan Koruma zamanlarından bu yana bilinen, „Ali“ isimli aşağılama amaçlı şiirde kendini gösteren Türk kökenli göçmenlere yönelik sıradan nefret, kesinlikle ırkçı bir ideolojinin karakteristiği olsa da on kişinin öldürülmesine ve aralarında çivili bir bombanın da bulunduğu çok sayıda bombanın patlatılmasına neden olan imha ideolojisine yönelik bir çıkarıma yol açmıyordu.

Silahlı savaşın militan Amerikalı temsilcilerinin propagandasnı yaptıkları „14 words“ sloganının kabul edilmesiyle suçların üstlenildiği videolarda da sembolik olarak kendini gösteren ırk savaşı idelojisi, Mundlos, Böhnhardt ve Zschäpe’ye 1998 yılından 2000 yılına kadar Chemnitz’de kalacak bir yer sağlayan Blood and Honor gibi gruplar tarafından 1990’ların sonunda yayılmıştı. Sanık Eminger’in „Erzgebirge Beyaz Kardeşliği“nin propagandasını yaptığı „İnsanlarımızın varoluşunu ve beyaz çocuklar için bir geleceği güvence altına almalıyız.“ sloganı da öyle. Blood and Honur’ın altkültürden gelen aktivistleri bu sloganı lidersiz direniş denilen direnişle, yani silahlı ve merkezi olmayan şekilde örgütlenmiş olan ve doğrudan silahlı eylemlere girişmeleri beklenen gruplarla bağlantılandırıyordu.

Sanıklar Wohlleben ve Schultze’nin referans aldıkları NPD, bu konudaki açıklamalarında biraz çekimser davransa da, tam da bu ırk savaşının konu edildiği en ünlü kitapların yazarlarından birini üçlünün ortadan kaybolmasından önceki dönemde okumalara davet ediyordu.

Greger son olarak pek şaşırtıcı olmayan şekilde Zschäpe’nin NSU örgütünün tam değerli bir üyesi olarak NSU’nun işlediği suçların planlanmasında rol oynadığı, bu suçlar işlenirken Frühlingsstraße’deki „kumanda merkezinde“ bekçilik yaptığı ve nihayetinde kendisinin yayımladığı, suçların üstlenildiği videonun hazırlanmasına da dahil olduğu sonucuna vardı.

Greger bunun ardından NSU tarafından işlenen cinayetleri, Nürnberg ve Köln’deki üç bombalı saldırıyı ve Zwickau’daki Frühlingsstrasse’de gerçekleştirilen kundaklamayı söz konusu etti. Bu esnada çok belirsiz konuştu, delilleri somut bir şekilde değerlendirmedi ve gerekli olduğunda sanık Zschäpe’nin bu suçların Böhnhardt ve Mundlos tarafından işlenmiş olduklarını kabul ettiğine işaret etti.

NSU’nun izole bir üçlü grup olduğu tezine yönelik, özellikle de müdahil davacılar tarafından sık sık dile getirilen şüpheler gerektiği şekilde tartışılmadı. Bunun yerine öncelikle tanık ve muhbir Temme’nin oynadığı role yönelik tüm şüpheler hasıraltı edildikten sonra müdahil davacılara yönelik cepheden ve utanmazca bir taarruz başladı:

„Kimi avukatlarının müvekkillerine açık şekilde vaat ettikleri üzere olay yerlerinde sağcı azmettiricilerin varlığının doğruluğu, şu ana kadar ne altı seneden bu yana süren soruşturmalar ve ipuçlarına yönelik araştırmalarla, ne 360 gün süren ve konuyla her ipucunun üzerine gidildiği duruşmada, ne de çok sayıdaki araştrma komisyonlarının büyük çaplı delil toplama girişimleriyle kanıtlanamadı.“

GBA böylece bir kez daha, müdahil davacıların izole grup tezine yönelik sağlam şekilde sunulan şüphelerini ve İçişleri Gizli Servisi’nin olaylarla bağlantısına yönelik sorularını müvekkil avlamak isteyen gösterişçi avukatların delice bir terorisine indirgedi. Bunu duruşmada enerjisinin büyük kısmını zaten müdahil davacıların delil tespiti dilekçelerini reddetmek ve yalan söyleyen Nazi tanıkların yardımına koşmaya harcadıktan sonra yaptı. Federal Başsavcılığın konuşması bugün nihai olarak NSU’nun aydınlatılmasına ve böylece kurbanlarının menfaatine karşı bir konuşma halini aldı.